İbrahim KARAGÜL

İbrahim KARAGÜL

“Türkiye Ekseni”nden Orta Kuşak Projesi’ne.

“Türkiye Ekseni”nden Orta Kuşak Projesi’ne.

15 Kasım’da Asya-Pasifik ülkelerini bir araya toplayan dünyanın en büyük serbest ticaret anlaşması imzalandı. İki milyarın üstünde nüfusu içine alan, Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleri büyük bir ortaklık kurdu.

ABD’nin, Batı’nın gerilemesinin ortaya çıkardığı boşluğu dolduran Asya-Pasifik ülkeleri, ABD ve Avrupa’yı dışarıda bıraktı. Güç zaten Doğu’ya kayıyordu. Otuz yıldır bunu izliyorduk. Bu anlaşmayla Doğu, Batı’ya var olan gücünü tanımlama ve ilan etme yoluna gitti.

Batı’nın dünya düzenine son çivi çakıldı.

Yükselen ekonomik güç, sermaye gücü, teknoloji gücü, insan kaynağı, önlenemez dinamizm Doğu’yu, Asya’yı hızla dünyanın merkezine yerleştirdi. Pandemi Batı’yı inanılmaz bir belirsizliğe sürüklerken Asya, Batı’nın tek yanlı dünya sistemi hayallerine son çiviyi de çaktı.

Bu kaçınılmazdı. Batı için bu durum, coğrafi keşiflerin, sömürgeciliğin başlamasından sonraki en büyük değişim, güç kaymasıdır. Ve dünyanın bütün güç haritalarını tamamen tersine çevirecektir.

Son otuz yıldır Batı’nın, ABD öncülüğünde dünyaya sunduğu, dayattığı hiçbir küresel proje başarılı olamamıştır. Bundan sonra hiçbir şekilde başarılı olamayacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, canla başla bunu anlatmaya çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hemen her konuşmasında vurguladığı; “Yeni bir dünya kuruluyor, biz bu dünyanın merkezinde olacağız” mealindeki cümleleri, aslında, bu büyük değişimi ve Türkiye’nin bu alanda verdiği mücadeleyi anlatıyor.

Batı, Osmanlı çöktükten sonra Türkiye’yi sadece bir cephe ülkesi olarak kurguladı. Önce Sovyetler’e, komünizme karşı, Soğuk Savaş’tan sonra da “terörizmle mücadele” adı altında Müslüman dünyanın yükselişine karşı. “Türkiye Batılıdır” mealindeki bütün sözler, söylemler aslında rolü daha iyi yapalım diye geliştirildi.

Ancak Türkiye, dünyadaki güç kaymasını okuyordu, görüyordu ve yeniden “köprü”, “yol”, “geçiş noktası”, “cephe ülke”, “garnizon” modellemelerine asla razı olmayacaktı.

Olmadı da. Büyük bir uyanış, yükseliş dönemi başlattı. Aslında bir kez daha tarihe döndü, coğrafyaya döndü, kendine döndü. 15 Temmuz müdahalesi, Türkiye’yi elinde tutmak için Batı’nın son müdahalesiydi.

“Türkiye Ekseni”nden Orta Kuşak Projesi’ne

Şimdi; bir “Türkiye Ekseni” var. Bundan sonra stratejik değer tanımımızı kendimiz yapacağız. ABD veya Avrupa için ne değer ifade ettiğimiz bizi ilgilendirmiyor. Türkiye için, coğrafyamız için, iddialarımız için ne değer ifade ediyoruz, ona karar vereceğiz.

Atlantik kıyısından Pasifik kıyısına uzanan bir “Orta Kuşak” var. Bu kuşak ezici çoğunlukla Müslüman. Medeniyetlerin, kültürlerin, imparatorlukların doğduğu kuşak burası.

İnsanlığın anavatanı burası. Dünyanın en eski ekonomik havzası, binlerce yıllık şehirlerin haritası, güçlü milletlerin vatanı bu eksen.

Dünyanın büyük zenginliği, gücü bu eksende. Dünya sistemini bu kuşak belirler.

Sadece haritaya bakmamız yeterli. Kara ticaret yollarının hemen tamamı, deniz ticaret yolların hemen tamamı bu kuşakta. Yeryüzünün enerji kaynaklarının büyük bölümü, enerji koridorlarının hemen tamamı, maden kaynaklarının büyük oranı kuşakta.

Batılı dünya düzenine itirazları olan, siyasi dil üreten, muhalefet dili üreten, gerekirse o küresel düzenle hesaplaşmaya giren kitleler bu kuşakta. Devlet geleneği, siyasi güç mirası bu kuşakta.

Batı’nın ve Doğu’nun bütün merkez güçlerinin, yükselen güçlerinin alan mücadelesine girdiği yer bu kuşak. Dünya sisteminin şekli, bu kuşağa hâkim olanlar üzerinden şekilleniyor. Bu yüzden de en keskin çatışmalar, güç mücadeleleri bu kuşakta.

Türkiye eksenin tam merkezinde.

Bu güce sahip başka bir ülke yok.

Yeryüzünün ana ekseninde kim daha çok güç ve söz hakkı elde ederse o yükseliyor. Dünyanın ekonomik ve siyasi düzeni bu eksen üzerindeki güç haritasına göre şekilleniyor.

Türkiye, işte bu eksenin tam merkezinde. Atlantik kıyılarından Pasifik kıyılarına, Orta Afrika’dan Orta Asya’ya, etki alanı, siyasi ve kültürel miras ortaklığı bu kadar geniş bir başka ülke yok.

Türkiye, büyük imparatorluklar kurmuş bir siyasi genetiğin temsilcisidir. İşte bu yüzden, yeryüzünün ana eksenini hareketlendirecek, bir güç yükselişine öncülük edebilecek birikime ve akla sahiptir. Atlantik’ten Pasifik kıyılarına kadar bütün coğrafyayı etkileyebilir. Batı’nın küresel düzenini sorgulayan güçlü siyasi dil, bu bölgelerde çok etkili olacaktır.

Batı’nın gerilemesi, Doğu’nun yükselişi arasında biz varız.

Türkiye; bir “Orta Kuşak Projesi” üzerinde derinlikli bir çalışma başlatabilir. Ulus üstü ekonomik ortaklıkların temellerini atabilir. Bunu zamanla ortak siyasi güce dönüştürebilir. Batı’nın gerilemesi, Doğu’nun yükselişi arasında yeni bir güç yükselişinin adresi, merkezi olabilir. Doğu ve Batı arasında bir “Orta Kuşak” varlığı inşa edebilir.

Her ne kadar bu kavram kullanılmasa da, “Türkiye Ekseni” olarak ifade ettiğimiz yeni bilinç,kimlik ve güç, bunlardan bir bölümünü zaten yapıyor.

Şimdi, güvenlik, dış politika, ekonomi, kültür ve siyasi dil bu amaca yönelik daha sistematik bir arayış olarak derinleştirilebilir. Bu alanda kapsamlı çalışmaların temelleri atılabilir.

Eğer bu yapılırsa Türkiye dünyanın eksenini değiştirir.

Eğer bu yapılırsa Türkiye dünyanın eksenini değiştirebilir. Ve istenirse bu yapılabilir. Bu çerçevede kapsamlı, derinlikli çalışmalar yapılıp, kurumsal temeller atılabilir.

Türkiye olmazları yapabilen bir ülke. Yıldızlaşan bir yükselen güç. 21. yüzyıla böyle bir imza atabilir. Biz bu coğrafyayı, bu kuşağı uyandırıp harekete geçirebilirsek, sadece coğrafyanın değil, dünyanın güç haritası değişecektir.

Tarihte çok yaptık, yine yaparız. Yine yapacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İbrahim KARAGÜL Arşivi